-
Prof. Dr. Nilay ŞAHİN
Tarih: 16-10-2025 09:53:00
Güncelleme: 16-10-2025 09:53:00
KİREÇLENME SADECE YAŞLILARIN HASTALIĞI DEĞİLDİR!
Prof. Dr. Nilay ŞAHİN
Balıkesir Üniversitesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Anabilim Dalı
İnstagramprofdrnilaysahin.com
Son zamanlarda genç yaşlı diz, kalça veya bel ağrısından yakınmayan neredeyse kimse kalmadı. Her gün polikliniğe gelen birçok hastam, “Hocam yaşlandık artık, normaldir” diyerek ağrısını kabulleniyor. Oysa eklem ağrısı yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değildir. Çoğu zaman asıl neden, vücudun taşıyamadığı fazla yük, yani fazla kilodur.
Yapılan bilimsel araştırmalara göre, vücuttaki her fazla kilo, diz eklemlerine yürürken dört kat fazla yük bindiriyor. Beş kilo fazlanız varsa, dizleriniz sanki 20 kilo daha taşımak zorunda kalıyor. Bu durum zamanla kıkırdağı yıpratıyor, eklem sıvısının kalitesini bozuyor ve eklem yüzeyinde sürtünme artıyor. Halk arasında “kireçlenme” olarak bilinen osteoartrit, işte böyle yavaş yavaş gelişiyor.
Fazla kilo eklemlerle sınırlı kalmıyor. Kilo fazlalığı sadece eklemlere yük bindirmekle kalmaz, aynı zamanda vücutta sessiz bir iltihap hali yaratır. Ne yazık ki birçok kişi ağrının başladığı noktada hemen ilaçlara sarılıyor. Oysa ağrının altında yatan nedeni düzeltmeden, yalnızca ağrı kesici kullanmak geçici bir sessizlik sağlar. Ağrı sustuğunda hastalık ortadan kalkmaz, sadece gizlenir. Bu nedenle asıl hedef, vücudu yeniden dengeye getirmek olmalıdır.
Peki eklem sağlığımı ne yaparsam korurum diye sorarsanız işte sorunuzun cevabı. Eklem sağlığını korumanın en etkili yolu, hareketi yaşamın bir parçası haline getirmektir. Hastalarımın çoğu “hocam ağrım var, nasıl hareket edeyim?” der. Oysa doğru yapılan egzersiz, eklemi korur ve ağrıyı azaltır. Diz veya kalça ağrısı olan biri için bile her gün ağrı sınırınsa düzenli yürüyüş, yüzme gibi ekleme yük bindirmeyen aktiviteler çok değerlidir.
Ayrıca kas güçlendirmek, eklemin üzerindeki yükü azaltır. Vücudu taşıyan sadece kemikler değil, güçlü kaslardır. Kaslarınız ne kadar güçlü olursa, eklemleriniz o kadar korunur. Günde 15-20 dakikalık basit egzersizler bile uzun vadede büyük fark yaratır.
Beslenme de en az hareket kadar önemlidir. Şekerli ve işlenmiş gıdalar vücuttaki iltihabı artırır. Buna karşılık sebze, meyve, zeytinyağı, kuruyemişler ve balık gibi doğal besinler eklemler için adeta koruyucu bir kalkan oluşturur. Su içmek ise eklem sıvısının kalitesini korur. Yetersiz su tüketimi, kıkırdağın kurumasına ve daha hızlı aşınmasına yol açabilir.
Yaşam tarzınızda yapacağınız küçük birkaç değişiklik sizi çok farklı bir noktaya getirebilir. Eklem ağrısı, çoğu zaman bize vücudumuzun verdiği bir uyarı sinyalidir. Bu sinyali duymak yerine susturmayı seçersek, sorun büyür. Ancak yaşam tarzımızda küçük değişiklikler yaparsak, ağrının yönü tersine dönebilir. Örneğin arabayı biraz uzağa park edip birkaç adım fazla yürümek, her gün en az 20 dakika tempolu yürüyüş yapmak gibi basit ama etkili adımlar bizi çok rahatlatabilir.
Eklem sağlığı kader değildir, onu biz şekillendiririz. Genç ya da yaşlı eğer fazla kilonuz varsa bu eklemlerinizi yorar ve zamanla kireçlenmeye yol açarak ağrıya neden olabilir. Eklemlerimize genel olarak yaklaşımımız kendimizi hafifletip eklemimizi hareket ettirmek olmalıdır.
Hepinize ağrıda da kiloda da hafif günler dilerim...
-
- Mide Şikâyetleriyle Başa Çıkmak İçin İpuçları
- ÇÇölyak ve Gluten: Sağlıklı Bir Yaşam İçin Bilmeniz Gerekenler
- Mezoterapi İğneleri Ağrı Tedavisinde Etkili Mi; Kimlere Yapalım, Kimlere Yapmayalım?
- MR TEMİZ AMA BENİM AĞRIM VAR: NEDEN?
- SÜREKLİ YORGUNUM: İYİ DE NEDEN?
- Ağrı Kesiciyle Yaşamak Normal Değildir!
- KEMİK ERİMESİ SESSİZ BİR HIRSIZDIR: ÖNLEM ALMAK TEDAVİDEN KOLAYDIR!
- DOĞRU BESLEN, İLTİHABI SUSTUR!
- AĞRIDAN KORKMAYIN: ASLINDA ŞÜKREDİN!
- KORTİZOL KULLANIRSAK NE OLUR?
- UNUTKANLIK GERÇEKTEN ÇOK ARTTI!
- EGZERSİZ YAPMAK İSTİYORUM YAPAMIYORUM: SANA ÖNERİLERİM VAR!