-
Alp KAAN
Tarih: 29-01-2026 08:22:00
Güncelleme: 29-01-2026 08:22:00
“YARININ SUYUNU BUGÜNDEN KORU”
Doğru söze ne denir?
Lakin…..
Lakine geçmeden önce de büyük bir parantez açalım…
3. Dünya Savaşı’nın su sebebiyle çıkacağı pek çok siyasal analizci tarafından yıllardır ileri sürülüyor…
Bugün dünyanın kovboyu haline gelen hukuk dinlemez Trump petrol gibi zenginliklerin peşindeyken asıl önemli olan en bulunmaz değer su, çok yakın bir zamanda dünyanın bir numaralı önceliği haline gelecek.
Ki bu noktada özellikle Türkiye açısından durumun çok vahim bir boyutta olduğu da su götürmez bir gerçek.
Daha da acısı, hani eskilerin tabiriyle ve eskiden “sudan ucuz” denirdi ya artık böyle bir tanımlama yapmaya da imkan yok. Su şimdiden pahalı, sadece evinize gelen faturalardan bahsetmiyoruz, bakkaldan, marketten aldığınız sular, evinize gelen damacanalar da daha da pahalanacak, çünkü bitiyor.
Şimdi musluğu açıp şaldır şaldır akıtıyoruz ya umarsız…
Bahçeleri ve araçlarımızı yıkıyoruz ya…
Şebeke suyu hepsi…
Oysa Türkiye’nin suyu bitiyor.
Nice gölümüz kurudu ve kurumaya devam ediyor, barajlarımız SOS durumunda…
Üç gün sel oluyor, sanmayın barajlara faydası var.
Kar yağmıyor, kar da lazım.. Yağmurun da çokça ve sindire sindire yağması gerek…
Velhasıl yapılması gereken tek şey suyu bilinçli kullanmak, mümkün olduğunca az kullanmak, israf etmemek ve ne merkezi idare ne yerel idareler yarının hesabını sağlıklı yapıyor ya o yüzden aslında şimdiden tehlike çanları çalan şehirlerde azar azar, hayatı sekteye uğratmayacak şekilde kesintiler yapmak gerek.
Lakin popülizm su sıkıntısının önüne geçiyor, sanki suyumuz hiç bitmeyecek gibi bir hal…
Büyük parantezi kapayalım, başlığa dönelim..
“Yarının suyunu bugünden koru”
BBB’nin bilboardlarında suyun konu edildiği ve güzel mesaj veren bir uyarıyla karışık çağrı.
Lakin…
Çağrı böyleyse BBB’nin de buna uygun hareket etmesi gerekmez mi?..
Misal, orta refüjler…
Özellikle şehirler arası yollar, hatta artık şehir içi arterler…
Körfezin pek çok bölümünde orta refüjlerin epey bir kesiminde ponza taşı döşendi, sade mi sade, su israfını önleyen, az ve dayanıklı bitki içeren, çim olmayan güzel düzenlemeler…
Bunların yaygınlaştırılması, 120 km hızla giderken orta refüjlerdeki çime kimsenin puan verdiği yok çünkü, tümüyle ponzaya dönülmesi gerek.
En taze örnek Çay Deresi ve Ahmet Toprak Caddesi düzenlemeleri yapıldı di mi yenilerde…
Neden yine çim ve yüzlerce bitkiye büründü orta refüj?..
Çim demek su demek, ponza taşı ile sade bir süsleme yap, suyu az emen dayanıklı ve yerli/milli ve de ucuz fıstık çamı koy refüje…
Hem görsellik olsun, hem cebinde para kalsın, hem sadelik gelsin ve en önemlisi çim sulama ile giden, heba olan suyun önüne geçilsin…
Ayrıca böyle bitki ile çim aynı zamanda ne demek; işletme, bakım maliyetlerinin artması demek, kesme, budama, biçme, gübre giderleri, sök çıkar, yenile, işçilik vs vs.. Bu külfete ne gerek var buna da bakmak gerek.
Yap ponza, bakma bir daha arkana!
BBB; “yarının suyunu bugünden koru” derken, aynı hassasiyeti kendisi de göstermeli ki örnek teşkil etsin…
O yüzden Ahmet Taprak Caddesi’nde bu fırsat kaçırıldı, kaçırılmanın ötesinde neden su istemeyen bir düzenleme öngörülmedi bunun değerlendirilmesi gerekir.
Aynı gerekçelerle hangi bölge olursa olsun viyadük gibi yerlerde de acilen çimden vazgeçilmesi şart.
Tabii bu çağrımızda sadece ve zorunlu olarak park ve dinlenme alanlarını istisna tutuyoruz, tutmak zorundayız, çünkü parklar ve dinlence alanları insanların nefes aldığı yegane mekanlar, haliyle buraları çimsiz ve yeşilsiz olmaz.
Yerel idarelerin refüj ve viyadük yerine park alanlarında yeşile, çime yoğunlaşması gerek, refüjler sade süslemeyle az su isteyen bitkilerle şekillendirilmeli.
Keza; ülke genelinde barajların hali ortada, birkaç gün yağmur yağdı diye elbette sevinelim de Balıkesir’in kaç günlük suyu var?… İlçelerin durumu nasıl, yaz aylarında turizm ile patlayan nüfusa, Körfez’e ve Marmara’ya nasıl yetecek su?..
Balıkesir’i besleyen depolardan çıkan su, hanelere gelene kadar ne kadar kayıp yaşıyor?
Biliyoruz altyapı yılların ihmaliyle berbat durumda ve BBB ile BASKİ önceliği altyapı yenilemelerine veriyor ama BBB’nin elini büken parasızlık malzeme, araç alımını da sekteye uğratıyor, bunu da biliyoruz.
Oysa BASKİ’nin ve BBB’nin itfaiye gibi acil su timi kurması gerek. BASKİ arızalara yetişemiyor, çünkü personel, malzeme, araç sıkıntısı had safhada ve bunun sorumlusu da kuşkusuz bugünün idaresi değil, yılların getirdiği ihmal.
Ancak şu an “su”dan bahsediyorsak muhatap tabi ki bugünün yönetimi.
Bazı illerde su kesintileri oluyor planlı, saatli, Bursa’da kısa bir süre oldu şimdi yok ama Yalova’da su kesintisi arkadaşlarımızın aktardığına göre düzenli olarak sürüyor ve günlük yaşam bireyler açısından epey sıkıntılı sürüyor.
O yüzden suyun muhasebesi çok iyi yapılmalı, gerekiyorsa ve çok tepki de alacak olsa da aylar sonrası hesap edilip bugünden azar azar kesinti modeli bile uygulanabilir.
Hiç kimse istemez su kesintisini…
Ama “işini kış tut, yaz çıkarsa bahtına” di mi?..
Su israfına ve suyun bittiğine yönelik BBB’nin de sürekli vatandaşı bilinçlendirmesi, okullardan tutun halka açık pek çok konferans ve seminer gibi etkinlikler planlayarak bu konuda vatandaş dikkatinin hiç yok olmamasını sağlaması gerek…
“Yarının suyunu bugünden koru.”
Su bitiyor.
Birkaç ay sonra bahar, yaz…
Sonrası tufan olmasın…
Yarının suyunu bugünden koru deniyorsa; öncelik kamunun örnek olması ve bu konuyu sürekli vatandaş gündeminde tutmak olmalıdır.